THOUSANDS OF FREE BLOGGER TEMPLATES

31 Temmuz 2009 Cuma

we live in a very realistic cartoon


Eric cartman'ın Styx coverı come sail away'i ararken kyle's mom's a bitch şarkısına da rastladım sevgili eric'in. o nası içten bir şarkıdır tüylerim diken diken oldu cidden ahahah. özellikle on monday she's a bitch, on tuesday she's a bitch and wednesday through saturday she's a bitchhh diye giden kısımda yarıldığımı hatırlıyorum. bi-atch !! ahah ya. neyse

***

Foster's home for imaginary friends'in yaratıcısının powerpuff girls'ünkiyle aynı olduğunu öğrenince powerpuff girls'ü daha bi dikkatli izlemeye başladım. harbiden de daha önce es geçtiğim çok ilginç bi çizgi filmmiş. özellikle türkçe dublajları çok başarılı. açılışdaki adam her "townsville şehri !! " dedikçe gaza geliyorum artık öyle bi bişey. birde en son izlediğim bölümdeydi sanırım yeşil çete'den billy'ye arkadaşlarının "geh bili bili" diye seslenmesi deliceydi ahah.

evet kafayı çizgifilmlerle bozdum ne var?

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Her bölüm farklı bir konu işlenen dizilerden biri gibi görünmüştü önce. Lakin birinci sezon finali ve ikinci sezonun ilk bölümleri deli gibi heyecanlı geçince her gün saat 01.30'u bekler oldum. Evet supernatural'dan bahsediyorum. Ben ki dizi izleme alışkanlığı olmayan, hatta ve hatta cnbc-e izlerim caz dinlerim tripleride olmayan bir insanımdır, işte gel görki bu dizi beni benden aldı. Dean ve Sam'in ekranda sadece durup baksalarda izlenilebilir olmalarını geçtim, dizinin senaryosuda iyi objektif olmak gerekirse. Yani pek bi açık vermemişler mantıksızlık açısından. Zaten ben oogie olsun boogie olsun iblis olsun melek olsun severim böyle şeyleri. O açıdan dizimi buldum sanırım.

Tnt 2. sezona başladı ama 5 sezonluk bu diziyi eğer yayınlamaya devam etmezlerse, hatta etmeme gibi bir düşünce akıllarından bile geçerse bunu hisseder ve tnt'in en üst kademesinden tut çaycısına kadar(Tnt'nin çaycısı) hepsini uykusunda pijamalarının bağcığıyla boğarım. Öyle bi seviyorum yani. Efemdim Lost'muşda bişey bişeymiş. Olay Supernatural'dır abi budur yani ne diyem bilemedimki.

***
Birde supernatural'dan önce macgyver var evlere şenlik. 80'lerde dizi izlemek varmış yani be. İnsan bu adamı görünce büyüdüğünde spiderman batman felan olmak istemez direk fizik mühendisi, kimya bilimci(bunu ben uydurdum) işte efendime söyliym o da olmadı en azından bi elektrik tamircisi felan olmak istermiş. Yani hero'luk anlayışını öyle bi değiştirmiş adam.

Geçen bi bölümde tabuttan jetskii yapmıştı. Zaten herbişeyden bomba yapma gibi bi kabiliyeti de var. E isviçre çakısıda yanında. Eline bir muz bi sakız kağıdı biraz zeytinyağı yeterli miktarda halat verin, 5 dakika sonra ilkel ama işe yarar bir füzeniz olucaktır.Ya da tank yapar onlardan kim bilir. Macgyver bu ne yapsa yeri bi adam.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Brandon Boyd ve karakter çatışması (ehuheuheu)

Incubus - Black Heart Inertia


Evet yarım saattir bu klibe gülüyorum. Klibin son karesinde yarılmamın etkisi hala geçmedi zira.

Biraz bahsedeyim incubus yeni bir albüm çıkardı monuments and melodies diye. Best of albümü tabi bu. ancak yukarıda gördüğünüz yeni şarkı ve klibide bu albümün ilk single'ı olarak piyasaya sürüverdi. Şarkıyı ilk dinlemediğimde hiç beğenmemle beraber, klipten sonra bi sempati duymaya başladım ahah. Sonra dinledikçe de alıştığımı fark ettim fena da değilmiş hani.

Brandon'a sesleniyorum, mimikler felan ne yaptın sen yaa filmde çekersin yakında sen sen seeeğn. hani fenada olmazdı. jared letodan neyin eksik ha? (çok şeyin) neyse sen bir düşün dostum.

Bu arada bu albümün görsellerini light grenades'dan daha çok beğendiğimide söylemek isterim (mavi modamı oldu ne)(battle for the sun)

12 Temmuz 2009 Pazar

"Eternal Sunshine Of The Spotless Mind" Sorunsalı


Bu filme bayılanlar vardır bir de nefret edenler. Tıpkı Placebo - Something Rottten gibi. Ortası bulunmayan bi "şey".


Şimdi ben o filmi izlediğimde -ki yaklaşık bi sene olucak ve ben çok unutkan bi insan olduğumdan dolayı güzel yanlarını unutmuşta olabilirim- cool ve çılgın kız birde sıradan sıkıcı erkek , efendime sölim birbirlerine aşık olmaları ve gelişen olaylar.. klişesini gördüm ama tabi senaryoda hafıza sildirme gibi saçma bi orjinalliğide göz önünde bulundurmak lazım. o yüzden pek klişe diyemeyeceğim. İşte kızın saçlar değişti durdu. Ne de güzel. Ama lakin fakat maalesef ismini bile gördükçe sinirlerim tepeme çıkan bu filme güzel diyemeyeceğim. Benim anlamadığım bu sürü psikolojisi. Niye herkes çok beğeniyo abi başka film mi kalmadı ???


Ekşi sözlük yorumlarını merak ettim ama hakkında girilmiş 36 sayfa entry'i görünce arkama bakmadan koşarak uzaklaştım. ama ana fikri şöyle olmalı diye de düşündüm

_yarısında çıktığım filmdir. swhswhswh



Aslında tüm bu kötümser eleştirileri Michel Gondry'den reklam ücreti almak için yaptım. Paranın gözü çıksın. Daha fazlası için itiraf.com

11 Temmuz 2009 Cumartesi

benny & joon


Akşam saat 9 dan sonra annemle birlikte teyzemlerden dönerken karşıdan gelen üzerinde bi grubun thirtü bulunan orta boylu saçları olan bir çocuk geliyor idi. Bende o sırada sıcaktan ölen bi vaziyette yanımızdan geçen birsürü arabaya bakıp bütün bu sıcağın sorumlusunun onlar olduğunu geçiriyorudm içimden. çok sıcak geliyorlardı bana arabalar. evet hayatımın en çocukça anlarını yaşıyor ve en salakça teorilerimi üretiyorken anneme dönüp "ne kadar çok araba var" demeye hazırlanıyordum. ne k.. dedim ve annemin suratında çok ilginç bi gülümseme olduğunu fark ettim ve bana o çocuk nerden arkadaşın diye sordu.


"Ne hö yoo hayır tanımıyorum." o zaman neden geçerken bakıp gülümsedi?? diye sordu. akabinde bende senin okul arkadaşın felan sandım ne bileyim diye de ekledi. yok anne tanımıyorum diye devam ettim. sonra annem gülmeye devam etti. anneeee ne gülüyosun bee diye çıkışacakken birden üzerimde placebo konserinde aldığım turne tshirtü olduğunu fark ettim. Evet karşıdan gelen çocuğun gülümseyişinin gizemini çözmüştüm. Anneme bunu söyledim pek inanmadı hem niye öle tepkiler verdi ve kıkırdadı hala anlayamıyorum.. Utanç verici..


***

Ben hayatımda bu kadar umut dolu şarkı dinlemedim. Dinlerken insanın içi varolan bütün güzelliklerle doluyor adeta (ne dedim ben). Bu şarkıyla beni tanıştıran süper film benny & joon 'a teşekkürlerimi iletiyorum. zaten filmde şarkı kadar güzeldi. şarkı için The Proclaimers - I'm gonna be ( 500 miles ) indirmek için just click.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Traversing Through The Artic Cold We Search For The Spirit Of Yuta (evet)



+Berbat bi sıcak var kutuplara taşınmak istiyorum.

-Harry potter'a bi hafta önceden bilet aldığıma inanamıyorum (haha).

+Düğün denen şeyi kim icat etmiş? Neden herkes düğün yapmak zorunda? neden ha? neden? Bir deli kuyuya taş atmış misali. Nedir bu ya. Ne biçim gelenek.

-Bir ara leitmotif albümüne sardığım dredg, bu günlerde el cielo albümüyle sıkıcı tatilime yaşama sebebi katıyor . o iki albüm şahane harbiden ama.

+Gerçektende öldürücü sıkıcılıkta bi tatil hiç yüzüm gülmüyor neredeyse.

-Let's put a smile on that face o zaman.

+Dil öğrenme sitesi bulmam lazım.

- Hocama artık şu klasiklere bi ara verelim bana blues, folk, country bilmemne onların en güzel akorlarını öğret diyeceğim, biraz daha pratiğim olsun. Bob dylan şarkılarını daha iyi, daha rahat çalmak istiyorum. adam çok acayip akor geçişlerine sahip hem çalıp hem söylemek imkansız nası yapıyo yaa deli o.

+sıkıntıdan çeneme vurdu çok yemek yiyorum. hani tamam zaten çok yemek yerdim ama bi acayip aşırıya kaçar oldum, sekizbinsekizyüzseksen kilo olmaktan korkuyorum.

-Bu arada benim kumbara olayı fiyasko ilen sonuçlandı. iki günde 25 lira koydum, ertesi gün 65 kuruş vardı. anahtara elim gitmiyodu önce ama, işte nefs *ahey.

+o parayla yeğenimi alıp buz devri 3e gittim. teyzelik çok acayip bi duygu be. hashhklaahşsdjaş bu arada film çok komikti hepiniz gidin nolur. bu rafadan, bu lop, bu da cıvık hahahkjslgjal.ejklgşe.

-Bi daha ingiliz soyu sopu anlatan film izlemeyecem. sıkıldım lan sizin klişelerinizden. pehhh (en yakın elizabeth golden age ya da the duchess miselağ )

+ Anne hathaway bu ara her filmde karşıma çıkıyo kusacam o kadından. (passengers, the devil wears prada bi de neydi lan?!! bişe dağı bişe mountain. hatta heath ledger oynuyo. [ühühü] neyse bulamadım)( ha brokeback mountain tamamen "kırık"dan aklıma geldi ahah. eşcinseller garip şeyler.)

- Günün 1/2 sini uyuyarak geçirmemek lazım...

+ drag placebo'nun üvey çocuğu gibi hep. niye öyleki acebağ.

- red hot chili peppers, smashing pumpkins, oasis; bitkili isimli gruplar (o ne demekse artık) beni hiç açmıyor. uzun süreli takılamadım hiç birine.

+ geçen disko kralındamı ney, yıldız tilbe'ye en sevdiği sanatçılar sorulduğunda led zeppelin dinliyorum ben, jimmy hendrix beğeniyorum falan deyince şoktan şoka tripten tribe girdim.

- Öf gene sıkıldım gidip yemek yiyeceğim.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

brian teyzemin kızı selma'ya benzemiş




Bugün kendime bir kumbara aldım. Niye aldım bilmiyorum ama acayip içimden geldi birden. Okul zamanı sıra arkadaşımın bana domuz şeklinde porselen kumabara alma çabalarındamıdır bilinmez, o şeylerin yanından bile geçerken gözlerimi kapıyorum. Gittim ve dünyanın en sade yeşil kumbarasını aldım. Milyoner olmayı planlıyorum.

Eve geleli üç gün oldu 10un üzerinde film izledim, sıkıntıdan patladım felan. Halbuki istanbuldayken herşey ne kadarda güzeldi. Harikulade bir Placebo konseri izleyip onlara tekrar aşık olmanın verdiği salaklıkla ordan oraya uçuşuyordum neş-eyle.

Emre Aydın ingilizce albüm çıkarıcakmış. Aksan konusunda sıçacağını düşünmekteyim. Türkçede bu kadar kötüyse in ingiliş düşünemiyorum bile ben.. Bakalım placebosever sayın ea molko esintileri taşıyacakmı bu albümünde. bi şarkısnının girişinin eyem'i andırdığını düşünrsek, bu da pek şaşırtmaz bizleri.

şu bahçede oynayan çocukların sesinden cidden bıktım. hava sıcak pencereyide kapatamıyorum. Onları joker kılığına girip bir iki bıçak sallasam korkuturmuyum acabağ. lanet veletler !! kafalarından aşağı kaynar su dökülesiceler !!!

cate blanchett çok karizmatik bi kadın.

iki gündür günleri karıştırıyorum. her gün ayrı bi karıştırıyorum hemde.

bu arada konserdeki aptal sarışına sesleniyorum. malsın mal.