THOUSANDS OF FREE BLOGGER TEMPLATES

27 Mayıs 2009 Çarşamba

büyüyünce elf olalım.

Evet böyle bi cümle kurmuşum zamanında ilkyaza. harbi küçüktüm ama ben kendi adıma. placebotr özel mesajlarım okuyup eski günleri hatırlamak istedim. ve bir dostumu ne kadar özlediğimi fark ettim. onun gibi neşe dolu bi yaşam formuyla görüşememek beni üzdü ama onun çok mutlu bi okul-ev-arkadaş yaşantısı olduğunu hissettiğimden dolayıda mutluyum. 400den fazla uzun uzun mesajlar vardı. msn e giremediğinden özel mesajla konuşmuşuz üşenmemişiz bide. 


bionic: lan ilkyaz serj tankian gaymiş lan. hiç beklemezdim öyle bi tipten. gizli gay
bonic: bu tempoyla çalışmaya devam edersem gireceğim tek üniversite elf yüksekokulu olur. oda sen profesörsün, torpille felan girerim.
bionic: maynard insanmı ki türk olsun.
bionic: oda bizim gibi insanmış. hamburger bile yiyebiliyo
bionic: ilkyaz votkacı oldun çıktın sen. neydi gitarda fender votkada binboa
bionic: uzun boylu, zayıf ve de az biraz kas..

Aredhel: bu arada avatarını birdenbire zınk diye gördüm kalbim böyle bugs bunny gibi bir metre fırladı geri yerine geldi
Aredhel: bense promise you'lara hastayım... ahhhh... promise you, i will fuck your everywhere my lethe..
Aredhel: kalın bacaklı, kanca burunlu, zevksiz, postijli... ve güzel  inanmazsın, okulun ilk günü o kızı görmüştüm ve "aaa ne güzel kız" demiştim, kankam da "o elini tuttuğu çocuk mert değil mi" diye cevap vermişti. düşün kızın güzelliğinden mert'i fark etmemişim
Aredhel: ay yarıldım birazdan cevap vericem

sadece iki üç sayfadan böle derlemeler yazabiliyosam ben, allah belanı versin ilkyaz nie habire ceza alıyosun telefonunu bile elinden alıyolar lan! özledim lan şu dünyada sevdiğim bir iki arkadaşımdan biri olan insan! 


imza
Ireth Elensar 

17 Mayıs 2009 Pazar

our geoform


Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz 
İki başımız var, bir bedenimiz 
Ne kadar dönersem döneyim çevrende 
Er geç başbaşa verecek değil miyiz?

Diyerekten geometri sınavına çalışırkenki sıkıcılığa bir renk katmak istedim. Geometri bu dönem başıma bela oldu neden acaba totalde 0,0000001 soru bile çözmediğimden olabilir. Bende şarap içip rüyamda ordinat sistemini görmek, anlamak istiyorum abi. İşkence çekiyorum saatlerdir konu çalışıcam diye. Bide bunun önümüzdeki üç gün test çözmesi varki o daha kötü. Perşembe günü hiç gelmesin, geometri sınavı hiç olmayalım..
 cuneyt:kolay gelsin
Bionic: saolasın bıraktım zaten
cuneyt:bırakma:)
Bionic    :bıraktım bileeğ
cuneyt:ii
cuneyt:nasıl hisediyorsun 
Bionic    :çevrel çemberinin yarı çapı 5,5 olan bir üçgen gibi hissediyorum
cuneyt:ooo
cuneyt:bu iyiimi kötümü:)
Bionic    :iyi çünkü çapım 11
Bionic    :11i severim
(meb'in bünyeye yan etkileri)
zamanın ötesinden gelen edit : bu sınavdan 61 almışım, fuck fucking fucks what the fuck fuucck.!

10 Mayıs 2009 Pazar

The Noose

so gald to see you well, overcome them completely silent now
insanın re diyez olası geliyor bu şarkıyı dinleyince.. bişeyde yazamıyorum. insan çok sevdiği bişey hakkında entry giremezmiş derler ekşi sözlük diyarında. öyle işte

3 Mayıs 2009 Pazar

Judith


Şu güzelliğe bi bakarmısınız çok rica ediyorum. İçki sevmeyen bi insan olaraktan şu şarabı içmek istiyorum be. Üstünde judith yazan caduceus marka bi şarap 100 tane üretilmiş toplamda zaten. hatta bide bunun imzalısı olursa al böyle sakla senelerce. Sonra göster eşe dosta "heaa bu şarap varya maynie'nin üzüm bağlarının bağrından koptu geldi. hıck.." falan gibi.


myspace'de bi herifin fotoğrafları arasında görmüştüm. judith değildi ama caduceus gene böyle hemde hepsi imzalı. 5 tane felandı. hayvanı görüyomusun cık cık ya. nasıda özendiriyolar insanı.

msn'in şu uyduruk testlerinden birinde önceki hayatımda şarap üreticisi çıkmıştım. hiç şaşırmadım doğrusu. düşünüyorumda bazen maynie gibi üzüm bağlarımın önünde şöyle yeşiillikler içinde fotoğraflarım olduğunu. haha ya ne komik. 

bide bunların beyazını pet şişeye koyup su diye içmek sahnede, çok moda evet.fatsu ambalajlı böyle judith beyaz şarap çok fantastik.

25 Nisan 2009 Cumartesi

Paco Rabanne 1 Million



Disko kralını izlerken arada şu reklamı gördüm gece gece bi yerlerden paco rabanne parfüm bulup sıkasım geldi yemin ediyorum. gerçi bu 1 million erkek parfümüymüş ama olsun. olmadı xs buluruz. buldururuz. ya da erkek parfümü de olsa sıkarız. yaparız.

24 Nisan 2009 Cuma

schhhweppes




Yönetmen olmak isteyen sayın sıra arkadaşımın bugün ben elimde schweppes tonic içerkene aklına kısa film çekme fikri geldi (tanrım ne parlak fikir görende schhh.com da kısa film festivali yok sanır.). Aaa dedi bak kübra bi şşşşşşş desene. haha deli ya.

zaten aynı yönetmen kişilik bana söz verdi seni ilk filmimde jared leto'ylan oynatıcam diye. gerçi ben dedim bi kaç seneye yaşlanmış olur o yeni birini buluruz şöyle en gencinden güzelinden(vefasızlık). tamam dedi sen nasıl istersen hahah.
işte schweppes çekimlerinede yazın başlayacağız hani, sunny thank you for the sunshine you gave hesabı. (smile was here)

14 Nisan 2009 Salı

Salak gibi hissetmek



Salak gibi hissediyorum blog(çok basit bi giriş oldu ama). Niye dersen şöyleki: malum yarın herhangi bir sınavım yok.Sınavım olsa gene çalışmadığım için huzursuz olacaktım.Ama ona bile razıydım.Çünkü bomboş hissediyorum.Bu durumdan her durum iyidir herade(birden "better than"li bir cümle kurasım geldi[türkiyede ingilizce öğrenmenin bünyeye yan etkileri]). carulli leccion 32yi elim alışsın, öğreneyim diye bi sattir çalıyordum alışmayı bırak bu hızla çalmaya devam edersem annem elinde terlikle çalma artık şunuu diye fırlayacak. düşündümde ne sinir bozucu bi etüt bu be. Sıkıldım işte ekşi okuyasım bile yok. zeyneple konuşuyoruz var bugün bizde bi mallık ama çözemedim bende dedi. onun en azından bir meşgalesi var kardeşinin dönem ödevini yapıyor. Yarın gene kalk okula git. öff fenalık geldi. 
***
zeyneple konuşmamızdan çıkan bir sonucu paylaşmak istiyorum."hayranlıkla aşkı karıştırmayınız". lütfen bak.
***
not: iron maiden'ın solistinin sesine katlanamıyorum ! içime indie cini kaçmış olmalı. kendimi zorlayarak çift tıkladım bugün kendilerine. tam aa bassları güzelmiş sevmiyorum die dinlemiyodum ama ne çalmış bassçı laan.. derken vokal girer ve ben ulaşabildiğim maksimum parmak hızıyla müziği kapatırım. nie böyle yapıyorum bilmiyorum. sevende çok halbuki o adamı. 

12 Nisan 2009 Pazar

A major


symphony no.7 in A major op.9' a aşık oldum sanırım ben. kalp atışım hızlanıyo o şarkıyı duyunca. bu kadar mı duygulu yazılır bir senfoni be beethoven. acı bize lan allahsız.
***
bugün ilk kez tek başıma sinemaya gittim. ilginç bir deneyimdi. hep ya bir arkadaşımla ya toplu ya ablamla ya 5 yaşında çocukla animasyona giderdim. çok giderdik sinemaya ama hiç tek gitmek aklıma gelmemişti. yani son 6 ayda gelmiştide. fırsat bulamamıştım. Knowing'e gittim. nicolas cage'e güvendim ve kendimi ona emanet ettim :P film hakkında yorumlarımı yazıp sıkılmak istemiyorum. güzeldi işte hata aramaya ne hacet o kadar yapmışlar(yanlız kaza sahneleri inanılmaz güzeldi özellikle metro kazası)((gene dayanamadım)).
***
oyuncakcıya girdim biraz wall-e peluşlarını sevdim. kutuda olanları ses çıkarıyomudur diye düşündüm. baktım baktım. derken telefonum çaldı abim arıyo. "ne yapıyosun kargon geldimi. evet geldi, şurdaşurda yım dolaşıyorum kitap aldım felan (boş boş dolanmaya kızmaması için o gün yaptığın en yararlı şey özenle seçilir ve söylenir.)öylemi ne kitabı?parapsikoloji.para psikolojisimi höö? yok be abi parapsikoloji.hee tamam,hocamı istedi. abi hoca ne isticek sayısalız biz tövbe estağ.. he iyi aferin, bişe diyomusun. yok. güle güle o zaman. hoşçakaaal."
***
güzel bi gündü sadece ben ve kendim vardım. bi tek şu mumu aldığıma pişmanım acayip kazık yedim başka bi yerden daha uygununu bulabilirdim. ama rengi çok güzeldi dayanamadım.bide yarın almanca sınavım olmasa huzur içinde ölebilirdim bu gece hohoho. sınavlardan nefret ediyorum. keşke her öğrenci kendini hazır hissettiğinde sınava girse(lucid dream yeah). neyse gideyim ben uzattım.

11 Nisan 2009 Cumartesi

yürü be pixar



_volii??
_iiivaaaaa *.*

yerim seni ben robot şeysi. bu zamana kadar niye erteledim bunu izlemeyi ben bilmiyorum. pixar harikalar yaratmış. hiç bu kadar duygulu bi animasyon izlememiştim, bir ara nerdeyse ağlayacaktım xd. Aynı zamanda özellikle wall-e nin çamurlarını temizleyen robotla ilk sahnelerinde acayip güldüm:D çok hoş ve çok fazla ayrıntılarla doluydu. bayıldım. bide şey var tabi aşkın en saf hali anlatılmış resmen. hele eve'nın bitkiyi bulduğunda iptal olmasından sonra wall-e nin ona bakması yokmu ah ulan bi robot kadar olamıyosunuz dedirtti.


9 Nisan 2009 Perşembe

sweet sixteen evet.



   Aslında doğum günümle ilgili bi blog girmeyi düşünmüyordum. ama imoşun beni benden alan hediyesi üzerine bişeyler yazmak istedim.Bugün birlikte bir kahve içtiğim güzel insanın  placebo paketine sarılımış lezettli hediyesi hayatımda aldığım en samimi hediyeydi doğrusu. herbişeyini saklayacağım o hediyenin. gerçi kendisi son derece orjinal bi insan olduğu için bu gibi şeyleri çok yapmıştır. ama bana bu kadar ilginç bi arkadaş denk gelmediği için daha önce,,, tabi benim için bir ilk oldu. Ben onu tanıdığım için çok mutluyum. Bana her ne kadar arkadaş olduğumuzu hisettirmeye çalışsada, akranımmış gibi olsada, en nihayetinde benden büyük bi insan. ve ona, yaptıklarına o kadar bayılıyorumki, idolümsün imoş inan yani. umarım bende ilerde senin gibi hayatta tek derdi para olmayan, kimseyi veya hiçbirşeyi düşünmeden yalnızca ne istediğine karar vererek belirlediği ideallleri olan(ne uzun oldu lan), düşünceli,kültürlü, içinde bir damla kötülük olmayan biri olurum.canımsın ne diyim.
   Doğum günümle ilgili diğer anekdotlar ise şöyle: ertesi gün kimya sınavım olduğu için stresten bi bok anlamadım doğdummu ne oldu? ama beni düşünüp bişeyler yapan herkes saolsun varolsun.Hem doğum günü dediğin nedirki. önemli olan başka şeyler.. bambaşka